Fatih
Moderator
Extra Süper Üye
Üye No: 14
Mesaj Sayısı: 241
Nerden: Karamanlı
Karma: 1
|
 |
« : 26 Mart 2008, 22:14:10 » |
|
Karamanlının Dili -
Anaaa.. Düşdüüm ! Tüngüve bakem, bişeycik olmaz. Beni bak bi ! Hunu bak, ne deban sen ! Gine duzsuzleşme. Göpgözel dursedin. Ana, böyün Yediurgan’a sallangeç binme götürcedin hani? Ninen gelibamış. Sonura gidem. Karamanlı yöresinde dil çeşitlilik göstermekle birlikte ismin -e hali ile -i hali karışık kullanılmaktadır. Beni bildin mi? , Bene bildin mi? Şimdiki zaman eki "-yor" ise halk dilinde "-ba" formuna dönüşmüştür. geliba (geliyor), gediba (gidiyor) gelcem (geleceğim), gitcem (gideceğim) yatcem gari (yatacağım artık) Gelecek zamanda süreklilik bildiren "-eçeğ<ecek>" ve "-açağ<acak>" zaman ekleri yöre dilinin nispeten sert ve kısa ifadeli yapısı dolayısı ile "-ce","-ca" şeklini alıp, vurgu kelime sonunda keskinleştirilmiştir. "K" harfi kelime başlarında "G" harfi olarak telafuz edilir. Bunun en bariz örneği ise ilçenin adının halkça "Garımannı" olarak kullanılmasıdır. Bu dil yapısı modern Türkçe'ye göre kaba görünse de sanat ve kültür faaliyetlerinin son derece düşük olduğu bu yörede gündelik işlerin anlatımı için kullanılmaktadır. İlçenin eğitim düzeyi yükseldikçe ve temel geçim kaynağı olan çiftçilik azaldıkça yöre dili orjinalliğini kaybetmeye başlamıştır.
- Milli Oyunlar -
Yakın geçmişimize kadar erkekler düğünlerde hep zeybek oynarlardı.Bu zeybek de çoğu zaman Tavas Zeybeği olurdu. Tek Zeybek, Guluman Zeybeği gibi çeşitler, Tavas Zeybeğinin farklılaşması şeklindedir. 5/8'lik, 9/8'lik türk aksakları ile oynanan Teke yöresi oyunlarını ise kadınlar oynardı ve erkekler bu oyunları kadın oyunu diye oynamazlardı. Şimdi yörede eskiden beri oynanan oyunların bir öğreteni bulunmadığı için yavaş yavaş unutulmaktadır. Bunların yerine yeni gelen öğretmenlerin okullarda kurduğu oyun ekipleri vasıtasıyla Serenler Zeybeği, Harmandalı Zeybeği, Muğla Zeybeği yaygınlaşmaktadır. Teke oyunları, Konyalı, Halkalı Şeker gibi popüler oyunlar hem kadınlar hem erkekler tarafından oynanır olmuştur. Erkeklerin oyunlarını kadınlar da seyreder, ama kadınlar erkeklerin görebileceği yerlerde oyun oynamazlar.
Karamanlı'da oyun oynayanlara ortaya çıkıp gereği kadar oynamadığında "Oyun üştür(Üçtür), oynamayan puştur."denir. Bu sözün çıkış yerinin, Ağır Zeybek'in usulüne göre oynanışı olduğu sanılmaktadır. Ağır Zeybek türküsünün sözleri şöyledir.
Al yazmanın oyası Alnıma vurdu boyası Ne dedimde darıldın Allahından bulası Al yazmamı düreyim Aç koynuna gireyim Uyu uyan sar beni Yâr olduğun bileyim Al yazmam dalda kaldı Gözlerim yolda kaldı Yıkılası meyhane Sarhoşum nerde kaldı
Oyun oynamak üzere bir kişi ortaya çıktığı zaman, çalgıcı saz çalıyorsa saz eşliğinde sesiyle, zurna çalıyorsa zurna ile bu türkünün birinci dörtlüğünü söyler.Çalgıcı türkü söylerken oyuncu yiğitcesine ortada gezinir ve türküyü dinler.İlk dörtlük bitince oyun havası çalınmaya başlar. Onunla birlikte oyuncuda oyuna gecer ve ilk üç figürü oynar.İlk üç figürden sonra çalgıcı ikinci dörtlüğe geçer. Oyuncuda ortada yiğitçe hareketlerle gezinmeye başlar.İkinci dörtlük bitince tekrar oyun havası çalmaya başlar.Oyuncu ikinci üç figürü oynar.Bağlı olarak üçüncü dörtlüğe geçilir.Oyuncu dörtlük bitinceye kadar gezinir.Tekrar oyun havasına geçince son üç figür oynanır ve sarma denilen son figürle oyunu bitirir. Oyun üç kısım halinde oynanmış ve bitmiş olur.
- Türkülerimiz -
KARAMANLI TÜRKÜSÜ Karamanlı'nın alt yanı dere Geliyor göğsünü gere gere Köpekler ısırmış her yanı bere Aman Karamanlı yandım Karamanlı Senide seviyor üç beş delikanlı Karamanlı'nın alt yanı kuyu Kuyudan alırlar buz gibi suyu Şu güzelin pek tatlı huyu Aman Karamanlı yandım Karamanlı Senide seviyor üç beş delikanlı
Genelde ağıt-bozlak karışımı türküler dillerde yer edinmiştir. Hareketli olarak Teke oyunları türkülerinden "Dirmil'dedir Evimiz","Şu Dirmil'in Çalgısı" türküleri yörenin sevdiği türkülerdendir. Balcı Şerfe tarafından derleme Karamanlı 1986 yıllığından alınmış bir örnek :
Yaylalar gösterin yörük konmadık Menevşe gösterin boyun eğmedik Bende yar isterim eller değmedik Ben neyleyen elin eli değene Sallanıp enersin yayla yolundan Sekatlar isterim ince belinden Vallehi sarmecen göynek üstünden Soyunup goynuma girmeddenkeri Boynu boncuklu gelin
Cavır gızı ne bakarsın galeden At kendini kurtar beni beledan Ne güzel yaratmış seni yaradan Seni yaradanın bende guluyum Boynu boncuklu gelin İncimidir mercenmidir dişleri Guduretten çekilmiştir gaşları Bir omuzdan bir omuza saçları Sallandıkça döğer ince beline Boynu boncuklu gelin
- Şiirlerimiz -
İlçe üzerine yazılmış şiirler araştırılmaktadır.Kaydadeğer tüm veriler sitemize eklenecektir.
K A R A M A N L I
Karamanlının soğanları Bal doldurur kovanları Kadın erkek çalışırlar Artırmaya çalışırlar
Sarı soğan altın olur Müşteriyi kendi bulur Buğday,anason,nohut Keseleri hep doldurur
Alakırın pancarları Yüzlerini tüm güldürür, Gebizlerin karacası Anbarları tam doldurur.
Halı dokur hep kızları, Tezgahtadır hep gözleri İmrendirir sizleri Tutumludur özleri.
On parmağın hüneri, Motiflerde görülür. Artırdığı altınlar Eteklerde sürünür.
Derleme - Mesut Özkaya
K A R A M A N L I
Torosların üstünde, tepelere yaslanmış, Ovasına sevgiyle bakıyor Karamanlı. Bak, yeni yapılarla ne de güzel süslenmiş, Geleceğini kendi yapıyor Karamanlı.
Batısında eşeler ormanı yer alıyor, Kuzeyinde barajı, güneyinde çayırı, Dörtyüzotuzbin dönüm genişliğe varıyor, Dağı, taşı, ovası, düzlükleri, bayırı.
Kırkbin dönüm tarlamız barajdan sulanıyor. Buğday, pancar, anason, soğan yetiştiririz. Bakımlı, asfalt yollar dört bir yana uzanıyor, Ürünü her tarafa hemen ulaştırırız.
Ta eskilerden beri çokça soğan ekeriz, Bu yüzden soğancıya çıktı bizim adımız. Geçmişten destek alı geleceğe akarız, Karaman boyundanız, Oğuzdur ecdadımız.
Yediyüziki yıldır Türklük Karamanlı'da, Belediye yetmişbeş yıldır hizmet veriyor. İkiyüzaltmışbeş yıl önce pazar kuruldu, Etraf ihtiyacını bu pazardan kuruyor.
Yedi camimiz vardır,dört te güzel minare, Mahallemiz on oldu biraz daha büyüdük. Bin tane traktör var,çalışırız habire, Toprağın kıymetini biliriz büyük küçük.
Doğruluğa, iyiye davet ediyor bizi, Minareden günde beş vakit okunan ezan. Kızların boynunda altınlar dizi dizi, Karamanlı'lı derki; Çalış ta sen de kazan.
Yalnız kendi gücüyle iki fabrika kurdu, Ürünü değerlensin bol para gelsin diye. Çalışalım elele,yükseltelim bu yurdu, Milletçe kalkınalım, gidelim ileriye.
Çok insan yetiştirdi,mühendis,hakim,doktor, Dörtyüz tane öğretmen maarif ordusuna. Okuyana yükselmek ezelden berihaktır, İlimin,okulların kul olduk kapısına.
Üç ilkokul, bir sanat okulu bir de lise, Çocuğuna, gencine ilim, irfan öğretir. Hakkı artık verilir, ilçe de olur ise, Karamanlı o zaman mucizeler yaratır.
Celil Baysan
Çok değerli öğretmenimiz sayın Celil Baysan'ın ilçe olunmadan önce hazırlanan "Karamanlı 1986 Yıllığı"nda çıkan bu şiiri Karamanlı'nın geçmişinden geleceğe bakış açısını yansıtan iyi bir örnektir
- Asker Uğurlama -
Karamanlı'da asker uğurlaması, herkesi heycanlandıran, gençleri asker olmaya, böyle coşkun bir şekilde uğurlamaya teşvik eden bir havada yapılır. Celp pusulaları çıkan delikanlılar celp gününe kadar, aralarında topladıkları para ile tutulan davul-zurna eşliğinde üç-beş gün sokaklarda topluca dolaşırlar. Bu hem gençlerin askerlik havasına girmesini sağlar hem de herkes kimlerin askere gideceğini öğrenmiş olur. Yeni yetişen delikanlilar da Asker adaylığına ve askerliğe karşı bir heves duyarlar. Akşamları askere gidecek delikanlıların evlerine asker uğurlamaya gidilir. Askerlerin gideceği gün herkes uğurlamanın yapılacağı yerde toplanır. Askere gidenler orada bulunanlara Allahaısmarladık deyip büyüklerin ellerinden öperler. Uğurlayanlar askerlerin ceplerine az veya çok bir para koyarlar ve " askerde benim yerimede nöbet bekleyiver " derler. Delikanlılar bu isteğe peki deyip teskere alıp gelirken ne hediye getireyim diye sorarlar. Uğurlayanlar bilhassa yaşlı kadınlar kısaca "aynı getir oğlum " der. Bu isteğin ne manaya geldiğini bilenler "inşallah nine" derler. Aynı sözü yöremizde ayna olarak anlaşılmaktadır. "Aynı getir oğlum " sözü Nasıl gidiyorsan aynı, sağ salim kendini getir." demektir. Ayn sözü Arapça'da göz, su kaynağı, şehir halkı, ev halkı, casus, kumandan, büyük kişi,bir şeyin kendisi,zatı,aynı manasına gelir, dilimize bir şeyin kendisi veya benzeri manasında geçmiştir. Osmanlı İmp. son zamanlarında arka arkaya girilen savaşlar sebebiyle,Türk analarının, askere uğurladığı evlatlarının pek azının geriye dönüşü görüldüğü hatırlandığında niçin böyle bir istekte bulunulduğu ortaya çıkar. Asker adaylarının tamam olduğu anlaşılınca Belediye önünde kıbleye dönülür, Asker adayları öne alınır. Topluca el açıp bir hocanın ettiği duaya âmin denir ve duadan sonra delikanlılar askere uğurlanır.
- Bayram Eğlenceleri -
Karamanlı'nın en meşhur bayram eğlenceleri Gıncırık ve Sallengeç' lerdir. Bayram günleri bazı meydanlarda gıncırıklar kurulur. Bunlara biraz kızlar biner delikanlılar bakar, biraz delikanlılar biner kızlar bakarlar. Yüksek ağaçların bulunduğu meydanlarda ise ağaçlara sallangeçler kurulur. Kızlar ve erkekler karşılıklı olarak binerler.Bu Eğlenceler bayram süresince devam eder. Böylece evlilik çağına gelen kızların ve erkeklerin birbirlerini görüp tanımasına, beğenmesine, bu işlerin meşru bir zeminde olmasına yardımcı olur. Yediurgan semtinin adı , buradaki yüksek karaağaçlara ancak yedi tane urganla sallangeç kurulabilmesinden kalmıştır. Yediurgan'daki karaağaçlar, Nasuhların evinin yanındaki çınar ağacı, Cevizler meydanındaki çınar ağaçları, Halilbeyler'in evinin yanındaki karaağaç meşhur sallangeç yerleridir.
EĞLENCELİK OYUNLAR
Televizyonun olmadığı, rodyonun bile pek yaygınlaşmadığı zamanlarda, meydanlarda veya akşam gezmelerinde, bahar ve yaz günlerinde çocuklar şu oyunları oynardı.Şimdi bu oyunların çoğu oynanmamakta, hatta çoğunun adı gençler tarafından bilinmemektedir. 1-Üç kaya veya oniki kaya 2-Sürekkaya 3-Hallap(beştaş) 4-Saklenmeci 5-Çellek 6-Toskallef 7-Gayrak(Yeldirmeci veya Sayılı) 8-Kızgın taş 9-Keçi boynuzu 10-Körebe 11-Boncuk veya yüksük saklamaca 12-Kıstırgeç 13-Birdirbir 14-Uzun eşşek 15-Çamurdan müslüman evi yapma 16-Evcilik oyunu 17-Bez bebek 18-Sünger topla zıplatıp sayma
- Davrantı -
Yemekli mevlid okutma olarak tanımlanan Davrantı'nın davet'ten türediği sanılmaktadır. Ölen kişilerin ardından yemek daveti verilmesi Orta Asya Türkleri'nden gelen bir gelenek olup bu geleneğin İslamiyet'teki Mevlid'le birleştirilmiş bir şekli olarak günümüze uygulana gelmektedir. Davrantı verecek kimse kapı kapı dolaşıp halkı davet eder. Bazı zamanlar belediyeden halka anonslar da yapılır. Davrantı günü yemekler erkenden pişirilir. Yemek olarak mutlaka bir çorba , taskebabı veya haşlama et etli kuru fasulye, nohut, bamya, bulgur veya pirinç pilavı, yanında yerine göre yoğurt veya hoşaf , dolma, karma veya hazır helva hazırlanır.Yemekler 12 çeşite tamamlanmaya çalışılır ve en az 7 çeşit yemek hazırlandığı görülür. Erkekler kuşluk vakti davetin olduğu yere gelir. Hocalarla beraber yemek yendikten sonra Mevlid okunur. Merhum için hep birlikte dua edilir. Kadınlar erkeklerden sonra davete gelir ve yemek sonrası mevlidi dinlerler. Davrantılar sakin ve hoş bir havada geçer. Merhum için yas tutma veya üzüntü havası oluşmaz. Davrantıların maddi bir külfet getirmesi ve halk içinde bir haber niteliği taşıması bazılarınca gövde gösterisi şeklinde algılanmakta olduğu duyumu alınmıştır. Fakat niyet ve hizmetin doğruluğu, sözlere göre esastır. "Şu kadar kişiye yemek yedirdik" diye bir övünmeden ziyade "ne çok dua aldık" diye düşünme akıl sahiplerine mahsustur ! Allah, birliğimize ve dirliğimize zeval vermesin....!
- Düğünler -
Yakın zamana kadar kapalı bir toplum olarak kalan yörede evlilikler yöre içinde yapılmasına rağmen akraba evliliği tasvip edilmez. Buradaki temel düşünce son derece çalışkan olan yörenin veya sülelerin mallarının dışa gitmemesi, yörede çoğaltımasıdır. Ailelerin genişlemesi ile bölünen tarlaları birleştirmenin, mülkü bir arada tutmanın ustaca tasarlanmış bir şekli olan bu gelenek, özellikle büyüklerce tasvip edilir. Son zamanlarda uygulanmayan gelenek bu sefer başka bir şekle bürünerek yaşamaya çalışmaktadır. Yerli halk, ana baba, damat ve gelinin yöreden olması yaşlılıkta veya emeklilikte ata toprağında yaşayıp, gömülsün düşüncesi yöre halkını bir tutmaya yönelik bir harekettir. Ancak düğün takılarının çok tutması, geleneksel düğünün masrafı ve düğün sahibine eziyeti, halkı modern düğünlere yöneltmiş ve düğünler bir gece eğlencesi (balo) ile yapılmaya başlanmıştır. Yörenin geleneksel düğünleri iki gün devam eder fakat bu hazırlıklarla beraber bir haftayı bulur. Bu süreçlerin adlandırılması ve gelişmeler ise şöyle olur: Düğün Başlama(Pazar) : Düğüne bir hafta kala Oğlan Yengesi Pazar günü öğleden sonra çezer dolu bir heybe ile tek başına kız evine düğün başlamaya gider. Kırmızı ala dolanmış yenge yolda hiç konuşmadan kız evine giderken onu görenler durumu anlar ve özellikle laf atılır, yenge konuşturulmaya çalışılır. ( Gelin dedikoducu olmasın diye olagelen bu gelenek bazı zamanlar eğlenceli bir mizaha da dönüşür ) Yenge kendisini karşılayanlara “Derneğiniz kutlu olsun” diyerek kız evine girer. Sunulan yemeği yer. Yemek olarak yağlı yumurta yapılır ve sadece yengenin önüne konur. (oğlan evinin emeği yağlı olsun, verimli olsun, boşa gitmesin diye yapılan bir adettir) Getirilen çerez siniye boşaltılır ve kız evinin eşi dostu tarafından yenir. Unudun (Çarşamba): Bu güne verilen isim un ve odun kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. Unudun günü sabah erkenden oğlan yengesi yanında bir kişiyle beraber kız evine bir bakır keşkek götürür. Kız evi gelenlere biraz para verir, tarhanalı kahvaltı yaptırır ve uğurlar. Keşkeğin birazı çorba yapılır, birazıda yağlanıp saklanır. Saat 9-10 gibi oğlan evinden 10-15 erkek (bir römork!) kız evine bir koç ile gider. Koçun boynuzları al bağlanmıştır ve yanıda da bir anlık odun vardır. Bir çuval un, bir iki kile nohut ve fasulya da götürülenlerin arasındadır. Kız evinde yemek yenir dönülür. Yemekte sabah gelen keşkek çorbası ve yemeği vardır. Kına Gecesi (Çarşamba): Genellikle Umudun gecesi yapılır. Oğlan evi poşular bağlanmış ve üzerine kına konmuş tepsiyi bir kız çocuğunun başında kız evine götürür. Kız çocuğun arkasından sadece kadınlar gider kına gecesine. Eğlence yapılır. Bağlama, tanbur,kabak kemane, sipsi, darbuka, zurna, davul ve org gibi müzik aletleri kullanan yöresel saz ekibi genellikle türküler ve güncel türk pop müziği ile geceye eşlik eder. Eğlence başlaması akabinde kız yengesi kınayı karar (kınayı hazırlamak) gelir. Kına gelinin ellerine sürülür ve yas çekilir. Uzaktan mı geldin a gadın abam Ak ellerini kına yakmeye Açıver ellerini al kınaları süreyim Gül yüzünü bir kere daha göreyim Oğlan yengesi kınalı ellere demir para basar. Eller poşu ile bağlanır. Gece sona erer. Perşembe ve Cuma günü okular(davetiye/davetiye hediyesi) dağıtılır. Oku; yazma, havlu, şalvarlık basma gibi hediyelerden oluşur. Kime hangi oku verileceği önceden tek tek belirlenir. Düğün birinci gün (Cumartesi): Sabah delikanlı başı davulları alarak kız evine yürüye yürüye gider. Kahvaltı verildikten sonra kız evi davul eşliğinde bir bahçeye çeyiz serer. Öğleye doğru oğlan yengesi 15-20 kişi ile kız evine çeyiz (Bohça) götürür. Bohça giysi, yatak yorgan gibi eşyalardan oluşur. Bahçede oğlan evinden gelecek bohça için boş bırakılan urgana gelenler asılır. Çeyizci grup oynar ve geri döner. İkindi vakti kadınlar tekrar kız evine gider. Bu sırada delikanlı başı davulcularla bu ekibe eşlik eder. Kına tepsisi bırakılır.oynanır. Önce meydana oğlan yengesi çıkar oynar, sonra gelin oynatılır. Paralar takılır. Geri dönülür. Akşam vakti oğlan evinden yine sadece kadınlar kız evine giderek eğlence yapılır. İkindi götürülen kına ellere yakılır. Düğün ikinci gün (Pazar): Sabah kız yengesi yanında bir kişi ile damadın elbiselerini getirir. Yemek verilir ve gelenlerin ellerine biraz para verilerk geri yollanır.Öğleye doğru oğlan evi kız evine araçlarla eşya (çeyiz) almaya gelir.Çeyiz sergisi toplanıp yüklenir. Kız evinden kadınlarla beraber gelin damadın kalacağı eve eşya döşemeye gidilir. Birçok hazırlık önceden tamamlandığı için bu iş bir-iki saat kadar sürer. İkindi üzeri oğlan evi araçlarla gelin almaya gider. Oğlan yengesi ve oğlan tarafında kül yengesi gelini almaya önden kız evine girer. Erkekler bir odaya kadınlar bir odaya davet edilir. Kül yengesi torbasında getirdiği lokumu verir. Kız evi de gelen lokumu misafirlere tutar. Gelinin yüzü örtülür, kız yengesi gelini kadınların odasına getirir. Odaya girip büyüklerin elleri öpüldükten sonra kül yengesi gelinin sağ ayakkabısının içine biraz bozuk para koyar. Sonra kül yengesi evin duvarlarında bulduğu bir çiviyi söker alır.Etrafta bulduğu çanak çömlekten getirdiği lokum torbasına gizlice koymak suretiyle istediği bazı şeyleri çalar. Bir gece önce kınanın karıldığı sini içine tuz taşı,buğday,çörekotu ve birazda kül konularak kül yengesine verilir. Gelinin abisi yada babası bele al şerit bağlar, yüze al örter. Sonra gelinin bir koluna babası bir koluna damadın babası girerek gelin evden çıkarılır. Kapıodan çıkışta kız babası gelini bırakır ve damat bırakılan kola girer. Araçlarla oğlan evine gidilir. Kız araçtan inerken koyun kesilir.(koyun gibi uysal olsun diye) Etraftakilere para ve şeker atılır. Araçtan inişte ilk adım önceden hazırlanmış bir koyun postunun üzerine atılır. Kesilen kurbanın kanı gelinin ve damadın alnına sürülür. Bu sırada gelin inmek istemez ve indirmelik ister. Oğlan para verir, altın takar. Olmaz ise kayınpeder devreye girer oda para verir. Gelin çok nazlanırsa kayınvalide poşusunu çıkarır, gelinin boynuna atar ve araçtan çeker çıkarır. İçeride gelinin duvağını damat açar. Sonra gelin odada bir sandalyeye çıkartılıp süzükür(?). Ziyaretçiler gelin bakmaya gelir. Akşam yemeği ve yatsı namazı sonrasıhoca getirilir.İki raket güveyi namazı kılınır.Sonra imam nikahı kıyılır.Sonra oğlanın arkadaşları güveyi katma yaparlar. Bu sırada kız yengesi gece bir sini bakalava, bir pişmiş tavuğu namaz sırasında oğlan evine getirir. Düğün sonrası (Pazartesi) : Öğle üzeri kız evinden kız yengesi ve bir grup kadın bir sini baklava ile oğlan evine gider oynanır,yemek verilir geri dönerler. Akşam için güveyi daveti yaparlar. Oğlan evi gelin damat akşam bu davete kız evine giderler. Yemek yenilir sohbet edilir.Kız babası damada el öpmelik hediye verir. Bu arada resmi nikah genellikle düğünden bir hafta önce yapılır.
- Kütük Atma -
Ailenin dünyaya gelen ilk erkek çocuğu için yapılan bir törendir. Babanın arkadaşları ve komşu gençleri irice bir çıralı kütük ile bebeğin olduğu evin çatısına çıkar. Kütüğe büyükçe bir mendilde bozuk paralar, çöreotu ve emzik konulur. Aşağıdaki nağme ve günün koşullarına uyan beyitler söylenir :
Yengeeeeee, Oğlun ömürlü olsun. Garpız gibi döllü olsun (Bir karpuzdan bir çok çekirdek çıkması gibi soy devam etsin) Hıyar gibi gollu olsun (Dört bir yana uzanan hıyar kökü gibi soy kök salsın ) Okusun adam olsun ! (Malum!)
Yengeeeeee, Oğlun ömürlü olsn. Efeler gibi hallı olsun (Şanı ve şerefi bilinsin) Arılar gibi ballı olsun (Ailesine ve milletine hayırlı, verimli olsun ) Köyümüze deliganlı olsun !
Ya Allah ya bismillah ile kütük vurulur. Bu sırada durumdan bihaber halk için deliganlılar tüfek atar.
Baba bu durumdan elbetteki haz duyar. Gurur duyar. Bu ruh haliyle grup çatıdan iner ve kendileri için hazırlanan çerezleri alır, aileyi tebrik edip ayrılırlar. Fakat durum müsaitse yeni baba bu kadarla da kurtulamaz. Gençler bağlı ormanda ve ya yaylada yemek üzere oğlak isterler. Yörede esas içki olan Rakı ve onun getirdiği kültürle bir güzel eğlence yapılır. Velhasıl Karamanlı'da bu tür eğlence fırsatları gençler tarafından hiç(!) kaçırılmaz.
- Toplu Mezarlık Ziyareti -
İslam inancında her zaman öğülmüş, tavsiye edlmiştir. Karamanlı'da bilhassa dini bayramlardaki kabir ziyaretleri, adet şeklinde bir esasa bağlanmıştır. Toplu ziyaret, Kurban Bayramı'nda Arefe günü öğle namazından sonra, Ramazan Bayramı'nda Bayram günü öğle namazından sonra yapılır. Çarşı camiinin cemaati öğle namazından çıkınca biraz Yediurgan Mescidi cemetinin gelişini bekler.Sonra cami imamı ile diğer din görevlileri cemaat arkada olmak üzere yüksek sesle tekbir getirerek kabristanlığa doğru hareket ederler.İpekçioğlu camiinin yanında bu caminin cemaati, Semercilerin evinin yanında Veyisler camiinin cemaati , Halilbeylerin evinin yanında Hacıahmetler camiinin cemati bu topluluğa katılır. Gürelen tekbir sesleri arasında, mezarliğin yanındaki Kocapınar Parkı'na varılır. Mevsimine göre burada ya ağaçların altına oturulur veya çömelinir. Hafızlar ve Hocalar tarafından ,yüksek sesle birer bölüm yâsini şerif Kur'an okunur. Okunan Kur'an, herkes tarafından hûşû içinde ,içten tekrar edilerek dinlenir.Sonra el açıp amimn denir.Hocalardan birisi dua eder. Toplu duadan sonra cemaat, geçmişlerinin kabrini ziyaret etmek için kabristanlığa dağılır. Kabirlerin başında üç kulhüvallahü bir elham okunur ve kazanılan sevaplar, toplu halde iken okunan Kur'an-ı Kerim'i dinlemekten dolayı kazanılan sevaplarla birlikte geçmişlerin ruhuna hediye edilir. Atalarımızın, hısım, akrabanın kabirleri ve kabir ziyaretinin âdabı büyükler tarafından küçüklere öğretilir.Eskiden Kur'an okuma ile Kabristanlığa geçiş arasında, buraya gelirken sini içerisinde getirilen baklavalar, börekler topluca karıştırılarak yenirdi. Toplu kabir ziyaretine yalnız erkekler gider. Bilhassa çocukların getirilmesi bu geleneği yaşatır.
- Yağmur Duaları -
Baharın kurak olduğu seneler bu kuraklığın uzaması halinde yağmur duaları tertiplenir. Yağmur duasında da yemek verilir. Kur’an-ı Kerim okunur, mevlit okunur. Salâvat-ı Şerifler getirilir, vaaz ve nasihat edilir. Küskünler barıştırılır. Sonunda el açılıp Allah’a dua edilerek yağmur istenir . Verilen yemek herkesin gönüllü olarak verdiği para ve malzemelerle hazırlanır. Herkes gönüllü hizmet eder. Maddi olduğu kadar, hatta daha çok manevi bir ziyafet havası yaşanır.
YAĞMURCUK GEZME Karamanlı'da çocukların "yağmurcuk gezmesi" adı verilen güzel bir gelenek vardır. Yağmurların yağması geciktiği zamanlar beş-on çocuk toplanırlar. Ellerine torbalar,keseler, çanaklar alırlar. Bir çocugun idaresinde,
Teknede hamur Arabada çamur Ver Allah'ım ver ver Sicim gibi yağmur Yağmurcuğum yağıversin Ambarlarım doluversin Yağmurcuğum yağıversin Ambarlarım doluversin
diye nağmeli bir şekilde bağırırlar.İdereci çocuğun işaretiyle amiin diye bağırırlar. Bu günahsız çoçukların dualarının Allah nezdinde daha makbul olacağını düşünen insanlarımız ellerindeki torbalara bulgur, yağ, ekmek ve çerez katarak ödüllendirir. Çocuklar biraz yiyecek topladığında bir kadın onların topladıklarıyla ve kendi evinden yaptığı ilavelerle onlara bir sofra kurup yemek pişirir.Çocuklar yemeği güle oynaya yerler ve orada büyüklerden birinin yağmur vermesi için Allah'a yaptığı duaya da amin deyip dağılırlar.
|