Kaval

Şubat 28, 2012 1 Comment »
Kaval

KAVAL

Kavalın Tarihçesi:

Kaval içi boş şey olan “kav”dan türemiştir. İnsanoğlunun üflemeli ilk çalgılarındandır. Orta Asya Türk uygarlıklarından beri bilinir. Ülkemizde yüzyıllardır “çoban sazı” yada “düdük” olarak tanınan kaval, büyük göçle yayıldığı toplumlarda ise farklı ad ve biçimlerde çalınagelmiştir.

Kaval sözcüğü, Orta Asya Balasagun Türk kültüründe de kullanılmıştır. Ancak değişikliğin daha çok dil ve lehçeden kaynaklandığı bir gerçektir. Örneğin Kırım lehçesinde: “Khoval” (Çoban Düdüğü), Çağatay lehçesinde “Khaval” (mağara, in yada büyük çuval), Azerilerde “Kabak-Kaval” (büyük tef), Arapça’da ise “Geveze” (Konuşan kişi) karşılığındadır. Bizim dilimizde insan bacağındaki uzun, içi ilik dolu baldır kemiğine de şekil itibariyle “kaval” denmektedir.

Yurdumuzda, halk ağzı ile “gaval-goval yada guvval” olarak da söylenen çalgı sadece çobanlara özgü, ilkel bir müzik aleti olarak tanımlanmaktadır.

Genellikle çoban sazı olarak da bilinen kaval, Anadolu’nun birçok yerinde ve göçebe Yörükler arasında mukaddes bir alettir. Kaval, koyunlarında sevgili bir sazı olduğuna itikat olunur. Kaval çalmasını bilen her çoban kavalın nağmeleriyle sürüsünün sevk ve hareket işlerini idare ettiği genel kanıdır. Bu konuda birçok efsaneleşmiş halk hikayesi anlatılır. Kavalın geçmişi insanlık tarihi kadar eski olduğu söylenebilir. Sazı ilk bulan veya çalanlarla ilgili olarak birçok fikirler ileri sürülür ise de, araştırmacılar kavalın Hazar Denizi ötesi Ural Altay Dağları arasındaki bölge olabileceği konusunda birleşmektedirler. Nitekim Alman, “Curts Sacts” kavalın Türkçe asıllı olduğunu belirtmiştir. Macaristan’ın Zurnak ili Jonashid yöresinde 1933 yıllarında arkeolojik kazılarla ortaya çıkarılan bir “kurgan” (mezar) da vardır. Türk çobanına ait “öçtekin” ne (kemikten yapılmış çifte kaval) raslanılmıştır. Kavim göçü çağından kalma bu nefesli sazı birçok tipleri arasında inceleyen Macar Denes Van Bartha bu tür örneklerin yayılma merkezlerinin Ural-Altay arasındaki Ön Türklere ait en eski uygarlık ürünü olduğunu doğrulamıştır.

Önceleri kamıştan yapılan kavallar zamanla çeşitli hayvanların boynuz ve kemiklerinden yapılmaya başlanmıştır. İlk dönemlerde kartal ve turna gibi kuşların kanat kemiğinden yapılıp çalınanlarına “Öçtekin” adı verilmiş, bundan tek kemikten yapılanlarına ise bu gün “Çığırtma” adı verilmektedir.

Şimşirin, meşe, gürgen gibi sert ağaçlardan ve pirinç gibi madeni alaşımlardan yapılanları varsa da, en makbul olanı erik ağacından yapılanıdır. En iyi kavalların Tokat’ın Niksar ilçesinde yapıldığı bilinmektedir.

Kaval, bütün çeşitleri ile Türkiye’nin hemen her yerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Zaman zaman dilli ve dilsiz düdük çeşitlerine de kaval denildiği görülmektedir.

Kaval, topluluk içinde solo çalgı olarak kullanılabilir. Kaval bütün çalgılarla birlikte kullanılabilir, her türlü kullanımda kavalın sesi kendi özelliğini yitirmez. Belirgin olarak duyulur.

Kaval Nasıl Çalınır?

Başlangıçta ses elde etmek için kavalın tüm perdeleri açık birakılmalıdır. Perdeler parmak boğumlarıyla kapatılır. Kavalda nüanslar değişik şekillerde yapılır. Anadolu’da en yaygın şekil kavalın özellikle uzun tonlarda aşagıdan ağız kısmına doğru sallanmasıyla yapılır, ayrıca nefes şiddetini arttırıp azaltmakla, kafayı hafifçe sallamakla ve perde üzerindeki parmağı hafifçe hareket ettirmekle de değişik şekillerde nüans yapılabilinir.

Dilsiz Kaval üflenme teknikleri açısından Ney’e benzer fakat ayrıldığı önemli farklılıklar vardır. Dilsiz kavaldan ses çıkarmak için dudaklar U harfi biçimine getirilir ve çeneye paralel tutlan kaval yüz ekseninden yaklaşık 45 derece sağ ya da sola saptırılarak ses çıkarılmaya çalışılınır. Dilli kavalda ses çıkartmak daha kolay olsa da çalmak için horlatma denilen ve alt-üst çene kemiklerininde kullanıldığı zor bir yöntem uygulamak gerekir.

Kavala Üfleme Teknikleri:

Yapı olarak oldukça basit olan kaval nefese büyük özgürlük tanıdığı için çok değişik üfleme teknikleri geliştirilebilir.

1.Dudaklar “tu” sözünün söylendigi sekilde büzülür.

2.Kavalin agızlık kısmı büzülmüş durumdaki dudakların sağ tarafına 2/3 oranında yerleştirilir, sağ elle kavalın alt kısmı sol ellede üst kısmı tutulmalıdır.

3.Nefes (soluk) kavalın ağızlık kısmının içerisine çarptırılacak şekilde fazla abanmadan üflenir.

Mükemmel Kaval Sesi

7.305 views

Bunlar? Da Okuyun

Bir Yorum

  1. mecnun cezik 07 Nisan 2012 at 18:45 -

    kavalı çalan ve de ata çalgımızı icra eden sanatkarlara saygılar sunuyorum.Emeklerine sağlık, dinlerken çok huzur buluyorum mecnun cezik sivas hafik beykonağı köyünden

Ne Düşünüyorsunuz?

You must be logged in to post a comment.