Kurşun Dökme Geleneği

Mart 15, 2012 No Comments »
Kurşun Dökme Geleneği

KURŞUN DÖKME GELENEĞİ

Çocukluğumdan beri babaannemin, herhangi olumsuz bir olay yaşandığında veya işlerin ters gittiğinde “Gelin ben size kurşun dökeyim. Goca Anam bene elini verdi. Kurşun dökersek bir şeyciğiniz kalmaz.” dediğini hatırlarım. Yaşımız itibariyle dediklerinden pek bir şey anlamıyor olsak da kara örtülerin içine girer, başımızdan erimiş kurşunun dökülürdü. Babaannem “kem gözler kör olsun inşallah” diyerek dualar okur, uğursuzluğumuzu savardı. Her ne kadar erimiş kurşunun başımızdan dökülürken, başımıza dökülmesi gibi olumsuz bir olay yaşamamış olsam da, yaşanmış örnekleri mevcut. Hala elinde, kolunda, yüzünde dökülen kurşunların yanıkları olanlar dediğimi daha iyi algılayabiliyorlardır. Peki Kurşun Dökme iş tam olarak nedir? Gerçekten faydası olur mu yoksa batıl inanç mıdır? Herkes kurşun dökme işini yapabilir mi? Gelin hep birlikte bu güne kadar pek sorgulamadığımız, sorgulayıp da yanıt bulamadığımız bu kafa kurcalayan soruların yanıtların arayalım.

Kurşun Dökme Nedir?

Kurşun Dökme Geleneği, kökeni çok eskilere dayanan, “Şaman” geleneklerinden kalma bir adettir. Nazar ve uğursuzlukların başımızdan savılması için yapıldığı söylense de dinimizde böyle bir olayın varlığından söz etmek mümkün değildir. Dinimizde nazarın olduğu, nazar dualarının varlığı hatta Felak Suresi‘nde geçtiği bilinmektedir. Yalnız nazara karşı kurşun dökme olayı diye bir kural ve kaidemiz yoktur. Kendi koca karı adetlerimizden biri olduğunu söyleyelim.

Şamanlardan kalan bu geleneğin, Şamanlardaki adı “Kut Dökme” anlamına gelen “Kut Kuyma“dır. İnsana musallat olan kötü ruhların olumsuz etkisini ortadan kaldırmaya yönelik olarak, çok eski dönemlerde uygulanan sihir kökenli bir uygulamaydı. Kurşun dökme, kötü takıntılardan kurtarma yöntemlerinden biri olarak kullanılmış ve günümüzde de Anadolu’da halk gelenekleri arasında yerleşik ve zengin bir şekilde yaşamaya devam etmektedir. Halk dilinde, nazarla, büyüden ileri gelen hastalıklarla ruh rahatsızlığının giderilmesi için kullanılan bir şifa yöntemidir. Çok eski zamanlara dayanan, dualarla güçlendirilerek olumsuz etkilerden arınma metodudur.

Kimlere Kurşun Dökülür?

  • Yaşanan üzücü olaylardan evdeki negatifin temizlenmesinde ölüm, ayrılık, kazalar, hastalıklar, uzun süren depresyonlarda.
  • Kısmet bağlılığı, yaşamı etkileyen terslikler, işlerin bozulması, istemeden yapılan yanlışlar.
  • Ani şoklar, korkular, uğrama, musallat olma, dengesizlik, unutkanlık, mutsuzluk, uyurgezerlik, ruh ve bedendeki bozukluklarda.
  • Nazarla etki altında kalan malına (ev, araba, yaşantı, para, güzellik, başarı) üzerindeki negatiflerin temizlenmesinde.
  • Eski eşyalar üzerindeki, başkasına ait olup kullanılan giysiler.
  • Kendisiyle barışık olmayan, karamsar, mutsuz kişilerin değişmesinde her derde deva olarak kullanılır.

Herkes Kurşun Dökebilir Mi?

Kurşun Dökme işini herkes yapamaz. Bu işi yapabilmek için ocaklı ve izinli olmak gerekir. Ocaklı, kurşun dökücünün daima bu işle uğraşmış bir aileye mensup olmasıdır. İzinli ise, bu aileden kendisinden önce kurşun dökücülük yapan kimseden kurşun dökmek için (destur, yani el) almış olmasıdır. Ocaklı ve izinli olmayanlar kurşun dökücülük yapamayacakları gibi, yaptıkları farz edilse bile, bu gibilerin kurşun dökmesinden fayda umulmaz.

Kurşun Nasıl Dökülür?

Kurşun Dökme işinde yöresel farklılıklar olsa da yapılan iş hemen hemen aynıdır. Bunun için öncelikle 200-300 gram kurşun getirilir. Bir kepçenin içinde atılan kurşun, erimesi için ateşin üzerinde bir müddet bekletilir. Ocak, bu işlemi yaparken üç defa İhlas, bir defa Fatiha Suresi’ni okur. Eridikten sonra kurşun, baş tarafı bir örtüyle örtülü olan hastanın üzerinde içinde su, suyun içinde süpürge çöpü ve küçük bir ekmek parçası olan kabın içine “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek boşaltılır. Erimiş kurşun suyla temas eder etmez katılaşır ve bir şekil alır. Kurşunun şekline göre teşhis konur. Mesela; kurşunun su damlası “göz” gibi bir şekil alması, hastaya nazar değmiş olmasının bir göstergesidir. Bunun dışında kurşunun bir diken yumağı şeklini alması da hastanın üzerinde korkunun olduğunun, hastanın bir şeylerden korktuğunun göstergesidir.

Kurşun eritme ve hastanın üzerinde su dolu kaba boşaltılması işlemi, vücudun (baş, gövde ve ayak) üç ayrı bölgesinde üçer defa tekrar edilir. Bu işlem bitince hasta, kap içindeki suya üç defa parmağını değdirerek parmağını yalar. Son olarak ocak, su dolu tasta ıslattığı elleriyle hastanın üçer defa yüzünü, karnını, ellerini ve ayaklarını ıslatır. Bu işlem yapılırken ocak, yine üç defa İhlâs, bir defa Fatiha Surelerini okur ve kurşun dökme işlemi son bulur.

Kurşun dökme işlemi bittikten sonra kap içindeki su dışarıda bir kedinin üstüne atılır. Bu işlemin maksadı tedavi tamamlandıktan sonra tas içindeki suyun içinde toplanan hastalığın ortada kalmayıp, canlı bir hayvan tarafından uzaklaştırılması gerektiği inancıdır. Yine aynı şekilde su bir akarsuya da atılabilir. İnsan üzerinde oluşan etkinin akarsuyla uzaklara gitmesi inancı da mevcuttur.

Görüldüğü gibi her ne kadar teknolojiyle birlikte tıbbın imkanlarının gelişmesine rağmen halk arasında halen halk hekimliğinde ocaklık geleneği eskisi kadar güçlü olmasa da devam edebilmektedir.

7.252 views

Bunlar? Da Okuyun

Ne Düşünüyorsunuz?

You must be logged in to post a comment.